15 Mart 2010 Pazartesi

*NİHÂLCE-3

öğrenilmiş hissi durumların hayat zincirimizin halkaları olan “an”lar üzerindeki tesirini farklı bir açıdan değerlendirmek istiyorum.

Düşüncelerimiz hayatımızı zenginleştirebildiği gibi, içinden çıkılması güç durumlara da sebep olabiliyor. Buna kendi iç âlemimizdeki çekişmeler veya çevremizde gelişen olaylar sonucu şahit oluyoruz.

Düşüncelerin sebep olduğu sanal yolculuklarımız, ömür sermayesini kaynak olarak kullanıyor. Tefekkür ile geçen anlarımızın Yaradan tarafından ödüllendirileceği müjdesi verilmiş; oysa nefsin susmak bilmeyen düşünce akışları, canlılığın uyuşturucu hapı gibi. “geçmişin elemleri, geleceğin endişeleri…”

Her gün zihnimizden ortalama elli bin düşünce geçiyor diyor uzmanlar; her gün benzer elli bin düşünce. Düşünceler zihnin derinliğinden geliyor. Zihnen derinlik arttıkça düşüncelerin alanı da genişliyor. Binlerce düşüncenin sadece birkaçını fiile geçirebiliyoruz.

İnsanlar arasındaki idrak seviyelerinin farkını; düşüncelerinin derinliği, kalitesi ve bütünlüğü belirliyor. Mesela; Şu anda problem nedir? Şikâyetler, mazeretler, suçlamalar…

Problemler; bize göre ne olduğu ya da ne olması gerektiği ile ilgilidir.

Düşünce âlemimizde çıktığımız yolculukta kendimizi geçmişte ya da gelecekte kaybediyoruz adeta. Düşüncelerin ürettiği duygularla ruh ve nefis kaplarımızı doldurup boşaltıyoruz… Hâlbuki ‘dün’ bir hatıra, yarın ise bir hayal… Gerçek olan tek şey şimdiki an… Üstadımızın deyişiyle “Dün geçmiş yarın henüz gelmemiş…”

Akıl bir önceki ya da sonraki anda ise, bu ânı iptal etmiş oluyoruz. Oysa hayatla irtibatımız sadece andadır. Problemimiz varsa ve bu âna odaklanırsak, problemimiz problem olmaktan çıkar. “Şimdi, yapabileceğim en iyi şey nedir?” sorusu, içinde bulunduğumuz durumdan çıkmak için rehberlik edecektir.

Nihâl YAVUZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder