20 Kasım 2019 Çarşamba

*GEÇEN BİR YAZA GAZEL



Yaz geçti, hüzünler kaldı
Dudaklarda öpüşlerden izler kaldı

Seyreldi gitgide yıldızlı geceler
Soğuk aylar, gri gündüzler kaldı

Böğürtlen lekesi silindi parmaklardan
Yarası kabuk bağlamış dizler kaldı

Aşk yeminlerinden, şiirlerden
Kopuk dizeler, kırık dökük sözler kaldı

Kuşlar göçtüler güneye sürülerle
Geride sayrılar, güçsüzler kaldı

Gücendi cam güzeli, ortanca küstü
Mavisi kararmış denizler kaldı

Yaz geçti, geçse de ne kadar
Gönüllerde geçmiş yazlar kaldı

Ataol BEHRAMOĞLU

15 Kasım 2019 Cuma

*UZUN YILLAR ÖTESİNDEN


Uzun yıllar ötesinden,
Hatırını sorayım mı?
Sana gönül bahçesinden,
Bir demet gül vereyim mi?

Senden haber gelmeyince,
Bir kar yağar ince ince.
Sevgilim, diye her gece
Karanlığı sarayım mı?

Almamış gibi yazımı,
Güldürmesende yüzümü,
Dile getirip sazımı,
Bir selâm göndereyim mi?


Fuat Edip BAKSI

13 Kasım 2019 Çarşamba

*VE JAPON GÜLÜ


Kuruyan topraklardı belki,
Yağmur sonrası kokusuyla anıların içine sürüklercesine kızıl..

Tan ağarırken bulutlarla kucaklaşan güneşin süzüntüleriydi
Ve alacakaranlıkta umutla şafağı bekleyenin gözleri..

Kan kırmızısı

Düşlerinin kuytusunda sıçradığında
Etrafı saran buğulu bir gece lambasının ışığıydı.

Ve Japon gülü

İlkokul sıralarında konu başlıklarını özenle yazdığı kalemiydi,
Bir de çantasında yük sandığı kitaplarının kaplığı..

Çingenenin kulağında raks eden o masum; ama bir o kadar da
İhtiras dolu çiçek!

Giysileriydi, hiç üzerinden çıkarmadığı
Saklanırken iki dalın arkasına, oyunların gölgesinde..

Yeni giydiği yüksek topuklarla yürümeye çalışan bir tazenin
Dudağındaki boyaydı, baştan çıkaran..

Yıllarca saklanmış tozlu bir defter arasında
Ve hep güzellikleri, mutlu aşkları anımsatan bir gül goncasıydı,

Vazgeçemediği

Yazmasının oyasıydı bir köylü güzelinin..
Ve yanakları..
Saçlarının kınasıydı alımının yanı sıra çeşme başında.

Son model bir otomobildi düşlerinde satın aldığı..
Sıfır kilometrede bir spor arabaydı belki de
Yaşamına güç katan hayalinin köşesindeki..

Ve nar gibi kızarmış dalında,
Isırılmayı bekleyen bir elma!

Öyküsünün başlangıcı gibi,
Sonu da kırmızı bir çizgiden ibaretti.

Yaşama kırmızı bakmasının sebebi bu muydu?

Onca sıkıntının arasında, hep yanan bir yürek taşırdı..
Belli ki, düşen korlardı içine, ayrılışlarda..

Ve hasretin şafakla birleştiği o kırmızı çizilirdi yeniden...

Yine o kırmızı çizgiydi karşıma çıkan..
Bazen üç nokta; ama kırmızı...

Ve Japon Gülü!

Dilek KESGİN

9 Kasım 2019 Cumartesi

*TÜRK'ÜN SON BAŞBUĞU ATATÜRK


Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Başbuğa olmuştu ülke
Geldi acem can ağladı

Şüphesiz bu dünya fani
Tanrının aslanı hani
İnsi cinsi cem'i mahluk
Hepisi birden ağladı

Doğu batı cenup şimal
Aman Tanrı bu nasıl hal
Atatürk'e oldu zeval
Yas çekip mebusan ağladı

İskenderi zülgarneyin
Çalışmadı buncaleyin
Her millet Atatürk deyin
Cemiyeti akvam ağladı

Atatürkün eserleri
Söylenecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çektiler tan ağladı

Fabrikeler icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türk'e terketti
Döndü çark devran ağladı

Bu ne kuvvet bu ne kudret
Varıdı bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnönü İsmet
Gözlerinden kan ağladı

Tren hattı tayyareler
Türkler giydi hep karalar
Semerkantı buharalar
İşitti her yan ağladı

Siz sağolun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşal Fevz'askerleri
Ordular teğmen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalınız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil düşman ağladı

6 Kasım 2019 Çarşamba

*RUBAİ


Ben bir bahçıvanım sen benim
Yedi yılda açan gülümsün
Erişilmez oluşun yıldırmıyor beni
Belki bilhassa bundan dolayı makbülsün...

Nazım HİKMET

3 Kasım 2019 Pazar

*YÜREĞİM DAĞLARDA KALDI



Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Uzanıp çimenlerin üstüne
Şiirler okumalıydık mavi ırmaklara
Öpüp güneşi alnından sevdiğimizin
Sisler aralanınca çekip gitmeliydik

Şimdi bir dağ başında olmalıydık seninle
Oturup bir gönül sofrasına
Dostluğa kadehler kaldırıp
İçimizdeki yangını bölüşmeliydik
Bir pınarın soğuk buğusuna daldırıp ağzımızı
Çatlayan dudaklarımızla hayatı öpmeliydik
Sular aydınlanınca çekip gitmeliydik

Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Türküler söylemeliydik esen yellere
Unutup acıyı ayrılığı gurbeti
Hasreti içimizin yangınına gömmeliydik
Kapılar kapanınca karanlığa
Yollar aydınlanınca çekip gitmelidik

Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Issızda bağrını döven bir ırmak gibi
Dizleri kanamış bir çocuk gibi doyasıya ağlamalıydık
Çıkarsız dostluklar kirlenmemiş sevgiler
Ve dünyadaki tüm güzel şeyler adına
Çirkinliklere çirkefliklere dayanmalıydık
Obalar sıralanınca karşı sırtlara
Gün aydınlanınca çekip gitmeliydik

Sen gülünce ne güzelde gülümserdi beyaz gül
Nasılda sevinçle gelirdi dağlara bahar
dallar tomurcuklanır kuşlar öter sular çağıldar
çocuklar ardından muştular bölüşmeye koşardı
bir kervan alıp giderdi başını bilinmeyen diyarlara

şimdi ne yana baksam gözlerin doluyor usuma ah
gelincikleri okşuyor ellerin
gülüşün ki çiçeklerin bir başka adıydı karlı yamaçlarda
yitik bir mevsimin kıyısında kaldı anılarımız
savrulmuş ömrümüzün her yaprağında bir şiir sarardı

Şimdi yoksun rüzgarlar seni üşür türküler seni söyler
Her bahar bir çiçek büker boynunu
Bir menekşede açar gözlerin
Büyür yüreğimin kıvrımlarında
Sular ağıtlarla çağlayıp gider

Şimdi sen yoksun diye
yokluğuna kahırlanan dağlar ah çeker
sevdasına sızılar düşer kuşların
çimenler sararır geceler kararır
ay uzak tepelerin ardına çekilir
bütün yıldızlar sırtını döner çocuklara

Mavi ne de çok yakışırdı gülüşüne ah kardeşim
En çok da papatyalar yıkıldı gidişine
Bir de alnı munzur işlemeli kızlar

Şimdi hangi ırmak soğutur yürek yangınımı
Hangi dağ bölüşür acımı hangi pınar hangi bahar
Efkarımı hangi rüzgar dindirir
Irmağım pınarım sendin dağım rüzgarım sen baharım sen

Nuri CAN

*SİSLER BULVARI


Elinin arkasında güneş duruyordu
Aylardan kasımdı üşüyorduk
(…)
Sisler bulvarı’na akşam çökmüştü
Omuzlarımıza çoktan çökmüştü
Kesik birer kol gibi yalnızdık
Atilla İlhan

31 Ekim 2019 Perşembe

*BULUŞMAK ÜZERE



Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni

Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni

Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Can YÜCEL

24 Ekim 2019 Perşembe

*KADER


Uçmayı bilmeyen kuş, kafese kader der.

9 Ekim 2019 Çarşamba

*SONBAHAR


Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
Toprak ve insan kokularıyla,
Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
Başımı alıp gideceğim

Turgut UYAR

30 Eylül 2019 Pazartesi

*İNCİTME GÖNÜL


Papatyalarla hoş geçin dalı incitme gönül. 
Bir küçük meyve için dalı incitme gönül.
Başın olsa da yüksek gözün enginde gerek. 
Kibirle yürüyerek; 
Yolu incitme gönül. 

Yunus Emre 

30 Ağustos 2019 Cuma

*ÇOCUK GÖZLÜ ADAM


Bir adam varmış
Evvel zaman içinde
Elleri kocaman / kutsal
Burnu yuvarlak
Saçları -yarı- ak
Gözleri çocuk kalmış

Yüksek tepelerden
Yeryüzüne
Heyecanla bakarmış
Kalbur saman içinde
Elektrik telleri aslında
Kuşlar için gerilmiş

İlan etmiş valiliğini
Korkuluğun
Develer tellal iken
Kurtarsın diye
Yaban çileklerini
Yetişkinlerin elinden

Diken ucu boyun eğmiş
Madımak sa hasetmiş
-ezelden ezik-
Çocuk gözler getirmiş
Pireler berber iken
Dünyaya eşitlik

Masal işte...

Ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken
Siyaset yoldan çıkmış
Hiroşima küllerini suya dökerken
Tüm çocuklar ayaklanmış
Yalın ayak gençler
Ateş(kes) çiçekleri sunmuş
-atom bombasına-
Ellerini yaka yaka

Gökten üç bomba düşmüş
Üçü de çocukların başına


Zerrin OKTAY

16 Ağustos 2019 Cuma

*GÜLNAR OVACIK ORTAOKULU



1978-1982 Yılları arasında görev yaptığım ve nice ilim insanının yetiştiği Ovacık Ortaokulunun 2019 daki içler acısı hali...

10 Ağustos 2019 Cumartesi

*KURBAN


Yılda bir kurban keserler halk-ı âlem  ıyd içün
 Dem-be-dem saat-be-saat men senün kurbanınam 

Fuzuli

 Ey Sevgili! Dünya halkı yılda bir kez bayram için kurban keserler;
 ama ben her an senin için kurbanım

30 Haziran 2019 Pazar

YALNIZLIKLAR


Yalnızlık alıp karşına kendini,
Öteki kendilerinle konuşmaktır.

Bakışmaktır, öteki kendilerinle;
dövüşmektir.
Kimi zaman da öldürmektir
İçlerinden sana en çok benzeyeni
Benzemiyor diye,
Yalnızlık öldürmektir.

Bir yanın kurtulmuşken kendinden
ve bir yanın yeni haberler getiriyorken

dünden bugünden,
yalnızlık susturmaktır
kendi sesinle kendini

Hasan Ali Toptaş